En son beş ay önce yazmışım. Aslında sık sık yazmak istiyorum, yazmam da gerekiyor ama okulum o kadar yoğun ki, eve gelince bayılıyorum. Bayılamadığım zamanlarda da muhakkak ödev yapıyorumdur. :( Ödev vermelerine karşı değilim, elbette ki bazen okulda yetişmeyen şeyler olabiliyor ama fazla fazla vermeleri de can sıkıcı olabiliyor. Neyse, iyi kötü bitirdik bir dönemi daha...
Bir önceki yazımda bahsettiğim kış trendleri geçtiğimiz dönemin konusuydu. Anlaşılacağı üzere ceket-manto konusunu işledik ve herkes kendi tasarladığı kabanı dikti. İkinci dönemde de defilesin yapacağız. O sebeple tam fotoğrafını çekme fırsatım olmadı. Fakat elimdekileri şööyle ekleyeyim...
Bu arkadaş, dikilen spor dikişin hatalı dikilmesinin sökülmesi sırasında çekildi. Aslında yapmak istediğim, astar-düğme-spor dikişi üçlüsünü camel yapıp, buz mavisi kabanı patlatmaktı. Amacıma ulaştım. Öyle bi patladı ki, elimde kaldı. Haha. Şaka şaka, şık oldu.Yani bence, bilemiyorum...
Arkadaşların tasarımları da harika oldu. O kadar güzel işler çıktı ki, yani en kötü dikişi yapıyor olsak bile biz yaptık yaa. Bilmiyorum. Dikebilmek büyük bir şey bence. Ne bileyim... Ben mesela bu erkek yakası konusunu işledikten sonra erkeklere, şu ceketlere biraz daha özenli davranın diye çıkışan insan oldum. Galiba mesleki deformasyon bu. Mesleki deformasyon... Hep kullanmak istemişimdir bu kelimeyi. Aşırı iyi yaa... Bi de şey olmuştu mesela, Gaziantep'te 2. sınıftayım, Temel Sanat Eğitimi dersinde 20x20 bir kumaş kesip, o kumaşı bristole aktarıp üzerindeki renkleri karışımlarla bulup birebir çalışmasını yapıyorduk. O sene şubat tatilinde geldiğimde baktığım her rengin nasıl oluştuğunu kafamda analiz ettiğimi fark etmiştim. Ne güzel ya. Üniversite bana gerçekten bir şey katıyor diyebiliyorum. Bunu diyebilmek insanı gururlandırıyor. Neden bilmiyorum ama ben boş işlerle uğraşmayı sevmiyorum. Tamam küçükken eminim boş işlerle uğraşmışımdır. Herkes uğraşmıştır ama artık çocuk değiliz. Bir şey yapıyorsak onun arkasında durup, sonuçlarını göğüsleyebilmeli, gerekiyorsa sonuçlarına katlanabilmeliyiz... Çünkü biz asıl o zaman büyüyüp, olgunlaşmış oluyoruz...
Bir de şu fotoğrafı paylaşmak istiyorum sizinle. Kabanım tamamen bittiğinde, kalan kumaşından ispanyol paça bir pantolon dikip, defilede takım giymek istedim. Defile ertelenince okulda giyip hemen fotoğrafladım. Boydan çekinmedim çünkü o gün şalım uygun değildi. :p Şimdilik bununla idare edelim, defilede daha sürprizli ve güzel fotoğraflarla karşınızda olacağım!
Yorucu bir dönemin ardından, daha da yorucu olacak bir döneme giriyoruz. Daha ne kadar yorabilirler ki, diye sordukça daha fazla yoruyorlar. Vallahi insan hayret ediyor!
İkinci dönemde erkek giyim çalışıp, kalıp derslerini tamamlamış olacağız. Kalıp derslerini etek-pantolon, bluz-gömlek, çocuk giyim, ceket-manto, erkek giyim diye gruplandırmışlar Selçuk Üniversitesi'nde. Gaziantep'te böyle değildi. Tek derste etek, pantolon, gömleği gördük. Sonra yatay geçiş yaptım. Gerisini gördüler mi, bilmiyorum. Kalıp derslerinin parça parça verilmesi sebebiyle bir senem uzadı. Şikayetçi miyim, bazen ama çoğunlukla memnunum. O kadar memnunum ki, şikayet ettiğim anlar, memnuniyetimin altında eziliyorlar...
Velhasılıkelam, hazır tatile girmişken arka arkaya birkaç yazı yapıştırayım da yeniden uzun bir ara verirsem, tekrar dönmeye yüzüm olsun. :))
Bu arada bugün bir tunik diktim... Geçtiğimiz günlerde çiçekli kumaştan dikilen iki modeli instagramımda oylatmıştım, en çok oy alanın kalıbını kendime göre uyguladım. Kendimce seçtiğim kumaşlardan o modele yeni bir görünüm verdim... Bir kalıp uygulamak için ilk olarak model analizi yapmanız lazım. Model analizini iyi yapabildiğiniz her şey, kalıp bilgilerinizle yeniden canlanacaktır. Unutmayın. :) O kalıbı da atacağım ama öncesinde temel beden kalıbı çıkarmayı yazacağım, adım adım. Madem bu işi yapıyoruz, her yerde yapalım...
yuruyenyetenek
Haa bir de sosyal medyada fazla aktif.
21 Ocak 2018
30 Eylül 2017
2017-2018 Kış Trendleri
Yeni sezona başlarken modayı takip eden herkesin aklında aynı soru; bu sene hangi renk ve detaylara sahip ceket/kaban tercih etmeliyiz? Neleri giyip, neleri giymemeliyiz?

İlk olarak bu sezon "daha" revaçta olacak renklerden bahsedeyim;
Başı tabiki tutkunun ve aşkın rengi olarak bilinen KIRMIZI çekiyor. Tek renk ya da dikiş hatlarından kontürlenmiş olarak çıkacak karşımıza kırmızı. Kontürlü kıyafetleri de bol bol göreceğiz. Yani şimdilik çevremizde pek rastlamasak da, şarkıcı ve oyuncularda, yeni tasarlanan modelleri sergileyen mankenlere rastlayacağız...
Düz renk KAHVERENGİ tonları ve VİZON kullanılmış kıyafetler, içlerine giyilecek canlı bir renkle ya da düz renk siyahla kombinlenmiş olarak karşılayacak bizi. Aynı şekilde GRİ...
Tek renk kombinlenmiş olarak gördüğümüz ikili setlerin ya da detaysız triko elbiselerin üzerine model özelliği olmayan kabanları giyenler olacak...
Payetli, parlak taşlı, metalik, folyovari kumaşların sadece detay olarak kullanıldığı yerler olsa da, cesur tasarımcıların elinden çıkacak olan tamamı bu havaya sahip kıyafetleri giyenleri de göreceğiz...
Detay olarak ise kabanlarda en çok bel vurguları olacak. Belin inceliğini öne çıkarmak için, bol kesimli kabanlarda kuşaklar tercih edilirken,
heybetli bir görünüm istendiği noktalara ise kürklü dokunuşlar eklenecek. Kumaşla nötrlenmiş kürk tercih eden markalar olsa da, canlı bir renk seçip, kabanı ikinci plana atacak olan tasarımlar da olacak...
Şöööyle bir özet geçtim. Umarım faydalı olmuşumdur. E hazırsak kış gelsin artık, özledik!☺
12 Haziran 2017
Büyüdükçe karşımdaki insanların dertlerinin içine daha çok girer oldum. Dert dinlemeyi sevdiğimden değil elbette fakat bana güvenip de anlatıyor olmaları gururumu okşuyordu, inkâr edemem. Halâ da öyle... Bir süreden sonra bana dert anlatan insanlara aynı sebepten yakınlaşmaya çalıştığımda dinlenilmediğimi fark ettim. İlk başlarda garipsemiş olmama rağmen, daha sonralarda bunun gayet olağan bir şey olduğunu gördüm. Ne önemi var ki? O derdini anlatsın, senden tavsiye alsın/almasın, rahatlasın; yeterlidir. Avutuyor musun? Oldukça... Senin ne hissettiklerini, senden başka kim önemser ki? Onların hayatında ne önemin var?... Oysa ben her şeyden feragat edecek noktaya gelmişken, onların gözünde incir çekirdeğini doldurmayacak kıymetim olduğunu görmek beni kırıyor ama yine de kıymetim olduğunu görmek umut veriyor. Aptalın tekiyim! O kadar küçük şeylerden nem kapıp, sırılsıklam oluyorum ki aklım almıyor bazen. Ah benim bu her şeyi iyi etmeye çalışan yanım(!) Biliyorum, böyle olmam hep kıracak beni ve buna engel olamayacağım ama yaşadığım şeyler her gün biraz daha gözümü açmama vesile oluyor. Bir şeyler yapamıyor olsam da, olayın ciddiyetinin farkındayım. Mesela uzun zamandır karşımdaki insanın ne anlattığına odaklanamıyorum. Belki de hak eden birisi, dinlemem gerekiyor, derdine çare olmam/bulmam gerekiyor ama yapamıyorum. Öyle kötü insanları almışım ki hayatıma, şimdi hak eden insanlara hak ettiği değeri gösteremiyorum. Endişeleniyorum... Sanırım bu benim hayatımda yaptığım en büyük hata olarak kalacak; hayatıma çok kişi almış olmak... Geriye dönüp bunu değiştirebilme şansım olsaydı değiştirir miydim diye düşünüyorum. Sanırım cevabım 'Hayır' olurdu. Ne kadar pişmanlık duyduğum noktalar olsa da, memnun kaldığım; mutlu olduğum noktalar da var, yok değil. Öyle insanlarla tanıştım, gezdim, eğlendim, yedim, içtim ki... Ne zaman aklıma gelse, elim telefona gider de arayamam... Bir şey umduğumdan da değil ha! Yanlış anlaşılmasın... Sadece hâl hatır sormak olurdu amacım... Eğer o günleri yaşamış olmasaydım bu olgunluğa erişebilir miydim, sanmıyorum. Olgunluk diyorum ben buna. Olgunum. Olgun olduğumu düşünüyorum ve benimle birlikte birçok kişi de böyle düşünüyor. Düşündüklerini söylediler...
Yeri geldiğinde içimdeki çocuğu göstermeyi ben de biliyorum ama herkese gösteremiyorum. Göstermemeliyim. Zira insanlar karşısındakinin zaafını öğrenince, aralarındaki en ufak çıtırtıda bombanın pimini çekip o tarafa doğru sallıyor. Nereye gelirse, kalan sağlar bizim! Benim sorunum da bu işte. Benim zaaflarımı herkes bilir. O kadar kolay kırılabilirim ki, kimse iyi etmekle uğraşmaz. Çünkü onlara göre kırmak, iyileştirmekten daha kolaydır bende. Öyle yanılıyorlar ki(!)... Beni iliklerime kadar tanısalar, 'a' dediklerinde bile, affedebileceğimi bilirler. Hatta öyle ki, bazen birine kırıldığım halde, kırıldığımı unutup da hiçbir şey olmamış gibi konuştuğumu fark ediyorum, o yine de kırıldığımı anlamıyor. Anlasa ne değişecek diyorsunuz, doğru... Öyle safım ki; karşımdakinin anlamayacağı ufacık şeye bile kırılıp, bir gülüşü ile kırgınlığımı geçirebiliyorum ama bunu da kimse bilmiyor. Çünkü kimse benim içimle ilgilenmiyor. Kimse benim ne hissettiğimle ilgilenmiyor. Benim kırılıp kırılmamam kimsenin umurunda değil. Bu böyledir... Bu öyle bir volkan ki, nasıl dindireceğim bilmiyorum. Rabbim ferahlık versin.
Yeri geldiğinde içimdeki çocuğu göstermeyi ben de biliyorum ama herkese gösteremiyorum. Göstermemeliyim. Zira insanlar karşısındakinin zaafını öğrenince, aralarındaki en ufak çıtırtıda bombanın pimini çekip o tarafa doğru sallıyor. Nereye gelirse, kalan sağlar bizim! Benim sorunum da bu işte. Benim zaaflarımı herkes bilir. O kadar kolay kırılabilirim ki, kimse iyi etmekle uğraşmaz. Çünkü onlara göre kırmak, iyileştirmekten daha kolaydır bende. Öyle yanılıyorlar ki(!)... Beni iliklerime kadar tanısalar, 'a' dediklerinde bile, affedebileceğimi bilirler. Hatta öyle ki, bazen birine kırıldığım halde, kırıldığımı unutup da hiçbir şey olmamış gibi konuştuğumu fark ediyorum, o yine de kırıldığımı anlamıyor. Anlasa ne değişecek diyorsunuz, doğru... Öyle safım ki; karşımdakinin anlamayacağı ufacık şeye bile kırılıp, bir gülüşü ile kırgınlığımı geçirebiliyorum ama bunu da kimse bilmiyor. Çünkü kimse benim içimle ilgilenmiyor. Kimse benim ne hissettiğimle ilgilenmiyor. Benim kırılıp kırılmamam kimsenin umurunda değil. Bu böyledir... Bu öyle bir volkan ki, nasıl dindireceğim bilmiyorum. Rabbim ferahlık versin.
14 Şubat 2017
Tatilde İzlediğim Filmler
- ARRİVAL (Geliş)
Tür:
Bilim - Kurgu
Süre:
1:58 sa.
Başrollerini Amy Adams ve Jeremy Renner'in paylaştığı film, uzaylıların dünyaya gelişini ve insanlarla iletişime geçmeye çalışmasını anlatıyor. Kadın başrol Amy Adams, filmdeki adı ile Louis Banks, üniversitede ders veren bir dilbilimcidir ve uzaylılar ile iletişime geçmesi için işe çağırılır. Başta tepkili olan Louis, işi kabul eder ve yolculuğu başlar. Yolculuğu diyorum, zira filmi izlediğinizde neden yolculuk dediğimi daha iyi anlayacaksınız... Tamamen anlatmak istemiyorum, izlenilmesi gereken bir film olduğunu düşünüyorum. Bilim-kurgu, fantastik filmleri çok severim ve ilgiyle izlerim. Bu film de en sevdiklerim arasında, harddiske kaydoldu...
Adaylıkları:
En İyi Film, En İyi Kadın Oyuncu, En İyi Yönetmen, En İyi Sinematografi, En İyi Film Kurgusu, En İyi Uyarlama, En İyi Kostüm ve En İyi Ses Miksajı olmaya aday... Karşısındaki filmler epey dişli ama yine de ödül almasını isterim... :)
- HACKSAW RİDGE (Savaş Vadisi)
Tür:
Drama - Tarihsel
Süre:
2:19 sa.
Gerçek bir hikayenin anlatıldığı Hacksaw Ridge'de, İkinci Dünya Savaşı'nda silah taşımayı reddeden barış yanlısı sıhhiyeci Desmond Doss'tan bahsedilmektedir... Desmond, hastanede gördüğü hemşireye aşık olur ve sıhhiyeci olmaya karar verir fakat sıhhiyeci de asker sayıldığı için silah kullanması gerekmektedir. Desmond bu filmde silahsız da savaşılabileceğini herkese ispatlar...Tarihsel ve dönem filmlerini izlemeyi çok severim ve kurgusu da güzelse, aynı filmi defalarca izlerim. Bu da onlardan biri... O kadar etkileyici bir kurgusu var ki, olayın içinde kendimi bulabiliyorum. Milliyetçi duygum kabardı. :))
Adaylıklar:
En İyi Film, En İyi Yönetmen, En İyi Ses Miksajı, En İyi Ses Kurgusu, En İyi Yönetmen (Mel Gibson...), En İyi Film Kurgusu ve En İyi Uyarlama Senaryo...
- HELL OR HİGH WATER (İki Eli Kanda)
Tür:
Drama - Suç
Süre:
1:42 sa.
Bizim bu yabancı filmlere isim uydurmalarımız yok mu, bayılıyorum. :))Bu filmde azılı suçlu bir adamın, hapisten çıktıktan sonra kardeşiyle banka soyma serüveni anlatılıyor. Kardeşlerin annesi hasta, abi hastaneden çıkasıya kadar anne ölür ve tedavi masrafları için ipotek altına alınan evi kurtarmak için, güvenlik kamerası olmayan bankaları soyup borcu ödemeye ve ipoteği kaldırmaya çalışırlar. Sonuçta borç ödenir ödenmesine ama suçlu abi, polisler tarafından öldürülür...
Filmin konusu biraz saçma geldi bana açıkçası... Sevemedim, dolayısıyla odaklanamadım da... Suç filmi sevenler için eğlenceli bir film sayılabilir.
Adaylıklar:
En İyi Film, En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu ve En İyi Film Kurgusu.
Tür:
Drama - Romantik
Süre:
2:08 sa.
Genel olarak bir müzikal kıvamında olan filmde başrolleri Ryan Gosling ve Emma Stone paylaşmaktadır... Ryan, yani filmdeki adıyla Sebastian, jazz müziğini yaşatmaya and içmiş bir müzisyen. Emma, Mia, oyuncu olmak için sürekli seçmelere giren ama bir türlü kabul edilmeyen, bir cafede tezgahtarlık yapan kız... Masalsı bir film olan La La Land, Romantizm sevenlerin izleyebileceği güzel bir film...
Adaylıklar:
En İyi Film, En İyi Erkek Oyuncu, En İyi Kadın Oyuncu, En İyi Yönetmen, En İyi Sinematografi, En İyi Film Kurgusu, En İyi Film Müziği, En İyi Orjinal Şarkı(2 adet), En İyi Kostüm, En İyi Ses Kurgusu ve En İyi Ses Miksajı.- SNOWDEN
Tür:
Drama - Gerilim
Süre:
2:14 sa.
Yine yaşanmış bir olayın kurgulanması ile meydana gelen film... Edward Snowden, Amerika'nın sırlarını ortaya çıkarmakla suçlanır. Bilgisayar dehası Snowden, eğitimin ilk aşamasında herkesin dikkatini çekerek farklılığını ortaya koyar. CIA, NSA ve benzeri kurumlarda çalışarak kendini geliştirdiğini düşünür. Zamanla bu kurumların ülkeyi korumak amacıyla kurdukları programların yanlış olduğunu düşünmeye başlar. Snowden, yavaş yavaş koparak insanlara yapılan haksızlığı ortaya çıkarmak ister ve ABD ile düşmanlığı başlar. Snowden şu an Rusya'da yaşamaktadır. Yakın zamanlarda ise ABD'ye, Trump'ın başkanlığını kutlamak için hediye olarak teslim edilebileceğinin haberi verilmiştir...
- A BEAUTIFUL MIND (Akıl Oyunları)
Tür:
Drama - Romantik
Süre:
2:20 sa
Gerçek hayatın bir uyarlaması daha... Nobel ödüllü matematikçi John Nash'in hayatının anlatıldığı bu filmde, John'u Russell Crowe canlandırır. John matematiğe yeni bir kuram katmaya çalışan, olağan kuramlara karşı çıkan; derse gitmeyi bile zaman kaybı olarak gören bir matematikçidir. Etrafındaki insanlar onun başarılı olacağına inanmak ister ama John şizofreni hastası gibi davranmaya başlar ve hayali arkadaşlar görmeye başlar... Ona inanıldığında ise çok yaşlıdır...
- GRAVITY (Yer Çekimi)
Tür:
Fantastik - Bilim Kurgu
Süre:
1:31 sa.
Bayıldığım bir film türü daha... ama bana göre "Fantastik - Bilim Kurgu" türünün en iyi örneği Marvel yapımları... Bu gibi filmleri izlerken heyecanlanıyorsam, o film benim için başarılıdır. Bunu ve bir sonrakini izlerken soluk soluğa kaldım. Bunlardan ayrı, Marslı'da... Resmen kendim yaşıyormuş gibi endişelendim, avuçlarım terledi. :)) Eğer seviyorsanız bu türü, kaçırmamanız gereken filmlerden biri bu. Bilmeniz gerek! Şimdiden keyifli seyirler. ;)
- INTERSTELLAR (Yıldızlararası)
Tür:
Fantastik - Bilim Kurgu
Süre:
2:49 sa.
Beşinci boyutun varlığını düşündünüz mü hiç? Gelecekten biri, size mesaj gönderiyor olabilir mi?... Bu filmi izlerken; 'Acaba mı?' diyorsunuz. 'Oha, nasıl yani?' diyorsunuz. Bir önceki filmde bahsettiğim gibi bunda da soluk soluğa kalıyorsunuz. Bilim Kurgu olmasının amacı da bu değil mi? ;) Bunu da kaçırmayın...
- FIGHT CLUB (Dövüş Kulübü)
Tür:
Drama
Süre:
2:31 sa.
Anlatıcı Edwart Norton, işinde bir türlü mutlu olamayan, sık sık seyahat etme zorunluluğu olan bir adamdır. Son iş seyahatinde tanıştığı adamla hayatı tamamen değişecektir ama işler hiç de sandığımız gibi değildir. :) O tanışmaya kadar, yalnızlığını giderebilmek için değişik sağlık topluluklarına katılmıştır. Katıldığı toplulukların birinde bir kadınla tanışır, Marla... ve ondan etkilenir... Birlikte yaşamaya başlarlar aslında, tabi biz bunu sonra anlarız... İzleyenler bilirler, izleyecek olanlara spoiler vermemeyim. :))
- DA VINCI CODE (Da Vinci Şifresi)
Tür:
Gerilim - Gizem
Süre:
2:54 sa.
Da Vinci Şifresi, Dan Brown'ın kitabından uyarlanan ilk filmdir. Filmin konusu, Da Vinci'nin tablolarındaki şifreleri çözüp Hz. İsa'nın son yaşayan torununun bulunmaya çalışmasıdır. Bilinenin aslına Hz. İsa, Magdalalı Meryem ile birlikte olmuş ve ondan çocuğu doğmuştur. İsa çarmıha gerildiğinde hamile olan Meryem'i, İsa'nın dostları saklamıştır ve eşine ve çocuğuna zarar gelmesinden korumuştur... Dan Brown'ın her kitabında olduğu gibi bu kitabı da okuyanın eşsiz bir etkiye kapılmasına sebep oluyor. Diğer iki film de Dan Brown'ın kitaplarından uyarlanmıştır.
- ANGELS and DEMONS (Melekler ve Şeytanlar)
Tür:
Gerilim - Gizem
Süre:
2:26 sa.
Da Vinci şifesinde incelenen tablolardı, bu filmde de yapılar ve heykeller... Sanata olan aşkımı Dan Brown'ın kitapları artırıyor sanki... Seriyi tamamlamadan olmaz, birine başladınız mı hepsini izlemelisiniz...
- INFERNO (Cehennem)
Tür:
Suç
Süre:
2:01 sa.
Ama içlerinden en sevdiğim bu sonuncuydu... Filmde Türkiye'nin de geçiyor olması ayrı gururlu hissettirdi. Tüm şifreler çözüle çözüle Yerebatan Sarnıcı'na kadar geliniyor ve asıl olay orada cereyan ediyor... Görsel zerafetten bahsetmiyorum bile. Beni benden aldı...
- INCEPTION (Başlangıç)
Tür:
Bilim - Kurgu
Süre:
2:28 sa.
Rüyanıza müdahale edebilmeyi denediniz mi hiç? Böyle bir şey yapabilmeyi ister miydiniz?... Bu film yapabileceklerinizin de üzerinde. Psikolojiyi, zihinde varolan kanıları değiştirebilmeyi rüya kontrolü ile başarılabildiğini görüyoruz burada... Bir iş adamının şirketini dağıtması fikrinin nasıl işlendiği anlatılıyor... Bilim-Kurgu'nun güzel örneklerinden biri de bu film. :)
- I DON'T KNOW HOW SHE DOES (Mucizeyi Kadınlar Yaratır)
Tür:
Komedi
Süre:
1:30 sa.
Çocuk da yaparım, kariyer de! diyebilmenin en tatlı örneği bu film olsa gerek... Bir iş kadını olan Kate Reddy, yeni bir iş anlaşması için sık sık seyahat etmeye başlar ve seyahat ettiği yerde biriyle tanışır. Gün geçtikçe daha samimi olmaya başlarlar fakat Kate eninde sonunda doğru yolu, ailesini seçer... Çalışan kadınlara umut olabilecek Kate, yeni neslin idolü olabilir. :)
- LIFE AS WE KNOW IT (Başımıza Gelenler)
Tür:
Komedi - Drama
Süre:
1:55 sa.
Arkadaşları Peter ve Allison'ın ölmesiyle, yetim kalan çocuklarına bakmakla görevlendirilen Holly ve Eric, birbiri ile hiç anlaşamayan, tabiri caizse zıt kutuplardır... Sophie'ye bağlılıkları, zamanla birbirlerine ısınmalarına ve daha güzel bir hayat sürmeye başlamalarına sebep olur. Başta hiç anlaşamayan bu ikili, filmin sonunda çok güzel bir başlangıç yaparlar.. :) Romantizmi de içinde barındıran Başımıza Gelenler, üzülürken gülümsetebilmeyi sağlar...
- THE INTERN (Stajyer)
Tür:
Komedi - Drama
Süre:
2:01 sa.
Ben, 65 yaş üzeri kişilerin başvurabileceği bir stajyerlik programına başvurur ve kabul edilir ama işi o kadar kolay değildir. Şirketin başındaki Jules, oldukça zor bir patrondur ve Ben, onun kişisel asistanlığına verilmiştir. Jules başlarda alışamasa, zamanla Ben'i sevmeye ve ailesinin içine sokmaya başlar... Ben de bu iş sayesinde kaybettiği eşinden sonra kendine daha güzel bir hayat kurar. :)
- GOING THE DISTANCE (Seni Uzaktan Sevmek)
Tür:
Drama - Romantik
Süre:
1:43 sa.
Aynı şehirde tanışan, farklı şehirlerde ilişkilerini sürdürmeye çalışan bir çiftin çektiği zorlukları, özlemleri, tutkuları ve kavuşma arzuları anlatılmaktadır. Farklı şehirlerde, etraflarında neler olup bittiğini bilmedikleri, eşlerini kıskandıkları için ilişkileri sürekli çıkmaza girer...
- CAPTAIN FANTASTIC (Kaptan Fantastik)
Tür:
Drama - Romantik
Süre:
1:59 sa.
Filmde Leslie son çocuğundan sonra bunalıma giren bir annedir ve çocuklarını babaları olan Ben'in yetiştirmesini anlatır. Leslie bu bunalıma daha fazla dayanamayarak tedavi gördüğü yerde intihar eder ve ölür. Vasiyetindeki son isteği; bedeninin yakılarak küllerinin umumi bir yere dökülmesidir fakat Leslie'nin babası bunu kabul etmeyerek kızını defneder. Ben ve çocukları, bunu kendilerine görev edinerek: Annelerini mezarından kaçırarak isteğini yerine getirir... Aile olmanın güzelliği çok iyi işlenmiş. Mutlaka izleyin. :)
- GUTSHOT STRAIGHT (12'den Vurmak)
Tür:
Gerilim - Aksiyon
Süre:
1:30 sa.
Hayatı sürekli olaylarla geçen ve düzenli bir hayat kuramadığı için
sürekli kısa yoldan para kazanmak isteyen bir adamın, kumar sevdası onu
güçlülerin arasına bir anda soksa da aslında başkalarının yaptığı bir
planda piyondur. Bunu farkettiği anda olayların içinden çıkmaya
çalışacaktır...
- EDGE of TOMORROW (Yarının Sınırında)
Tür:
Aksiyon - Macera
Süre:
1:53 sa.
Mimics adlı uzaylı birliği dünyayı ele geçirmeye çalışır ve Binbaşı William Cage, deneyimsiz bir er olarak bu savaşa katılır. Anlaşılacağı üzere hemen ölür fakat o ölüşü bir döngünün başlangıcı olur... Cage her ölüşünde yeniden uyanmakta ve o günü en başından tekrar yaşamaktadır. Bir önceki öldüğü yeri bildiği için, diğer gidişinde daha deneyimli olur ve böyle böyle Mimicslerin elinden dünyayı kurtarır... Film bu döngüden dolayı yer yer sıkıcı gelse de, oyun tarzında olması ve sonunun merak ettirmesi; akıcılığı kaybettirmez...
Bazılarından çok keyif aldım, umarım siz de seversiniz. İzledikleriniz için tebrikler, izleyecekleriniz için iyi seyirler dilerim. :)
19 Kasım 2016
Paulo Coelho - Simyacı
"Simyacı, dünyaca ünlü Brezilyalı yazar Paulo Coelho'nun üçüncü romanı.
1996 yılından bu yana Türkiye'de de çok okundu, çok sevildi, çok övüldü
bu kitap. Bir büyük Doğu klasiği olan Mevlâna'nın ünlü Mesnevî'sinde yer
alan bir küçük öyküden yola çıkarak yazılan bu roman, yüreğinde
çocukluğunun çırpınışlarını taşıyan okurlar için bir "klasik" yapıt
haline geldi. Simyacı, İspanya'dan kalkıp Mısır piramitlerinin
eteklerinde hazinesini aramaya giden Endülüslü çoban Santiago'nun
masalsı yaşamının öyküsü. Ama aynı zamanda bir "nasihatnâme"; "Yazgına
nasıl egemen olacaksın? Mutluluğunu nasıl kuracaksın?" gibi sorulara
yanıt arayan bir yaşam ve ahlak kılavuzu. Mistik bir peri masalına
benzeyen bu romanın, dünyanın dört bir yanında bunca sevilmesinin gizi,
kuşkusuz bu kılavuzluk niteliğinden kaynaklanıyor.
Simyacı'yı okumak, herkes daha uykudayken şafak vakti uyanıp, güneşin doğuşunu izlemeye benziyor." (D&R yorumu...)
Birçok kişinin okuduğunu gördüğüm için ve kapağındaki çizimden dolayı bir albenisi vardı kitabın. Alırken hiç tereddüte düşmedim. Kitaba ihtiyacım olmadığı halde almak istedim. Elimdeki son okuduğum kitabın bitmesine yakın aldığım için o kitap biter bitmez okumaya koyuldum. İnce bir kitap. Bir kahve eşliğinde birkaç saatte bitirilebilinir... Konular birbirini takip ediyor, hiçbir kopukluk yaşanmıyor. Kişi kalabalığına da rastlamadım. Hikayenin başkişisi çobanlık yapan Santiago, rüyasında gördüğü bir hazinenin peşine düşüyor ve bu süreçte yaşadıklarını anlatıyor. İnsanın kendi iç dünyasında başa çıkması gereken duyguları, kontrol edebilmeyi öğrenmesi ve yaşadıklarından ders çıkarmayı gösteriyor. Kitap okumayı çok seven ve simyacılıkla ilgilenen çobanımız, eninde sonunda yine çıktığı yere geri dönüyor ama birçok tecrübeyi de hayatına katarak... Diğer okuyanlar bu kitap hakkında ne düşündüler bilmiyorum ama ben bu kitabı okuyarak kendime bir şey kattığıma inanmıyorum. Yazarı küçük düşürmek değil amacım ama tam bi zaman kaybıydı. Beğenenler de mutlaka vardır, saygım var. Bunlar benim naçizane fikirlerim.
Simyacı'yı okumak, herkes daha uykudayken şafak vakti uyanıp, güneşin doğuşunu izlemeye benziyor." (D&R yorumu...)
Birçok kişinin okuduğunu gördüğüm için ve kapağındaki çizimden dolayı bir albenisi vardı kitabın. Alırken hiç tereddüte düşmedim. Kitaba ihtiyacım olmadığı halde almak istedim. Elimdeki son okuduğum kitabın bitmesine yakın aldığım için o kitap biter bitmez okumaya koyuldum. İnce bir kitap. Bir kahve eşliğinde birkaç saatte bitirilebilinir... Konular birbirini takip ediyor, hiçbir kopukluk yaşanmıyor. Kişi kalabalığına da rastlamadım. Hikayenin başkişisi çobanlık yapan Santiago, rüyasında gördüğü bir hazinenin peşine düşüyor ve bu süreçte yaşadıklarını anlatıyor. İnsanın kendi iç dünyasında başa çıkması gereken duyguları, kontrol edebilmeyi öğrenmesi ve yaşadıklarından ders çıkarmayı gösteriyor. Kitap okumayı çok seven ve simyacılıkla ilgilenen çobanımız, eninde sonunda yine çıktığı yere geri dönüyor ama birçok tecrübeyi de hayatına katarak... Diğer okuyanlar bu kitap hakkında ne düşündüler bilmiyorum ama ben bu kitabı okuyarak kendime bir şey kattığıma inanmıyorum. Yazarı küçük düşürmek değil amacım ama tam bi zaman kaybıydı. Beğenenler de mutlaka vardır, saygım var. Bunlar benim naçizane fikirlerim.
Keyifli okumalar. (:
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
























